Ana Sayfa » Antonio VIVALDI

Antonio VIVALDI

(1678 – 1741)

 

Il Prete Rosso – Kızıl Rahip

1770’li yıllarda, Venedik’te müşterilerini eğlendirmek için keman çalan bir berber, ani bir kararla profesyonel kemancı olmaya karar verir. İyi de yapar; halk arasında “Rossi” denilen Giovanni Battista Vivaldi’nin berberliğe yeteneği olmayabilir, ancak, 1785’te San Marco Bazilikasına kemancı olarak atandığına bakılırsa müziğe karşı birşeyler hissettiği kesin.

Giovanni ve Camilla 1776’da evlenirler. İlk çocuklarına Antonio adını verirler. Antonio’dan sonra sekiz çocukları daha olur, çoğu küçük yaşta ölür, diğerlerinin akıbeti pek bilinmemektedir. Küçük Antonio’nun sağlık sorunları olsa da, başarılı bir kariyere sahip olacağından kimsenin şüphesi yoktur; o bir rahip olacaktır. Aşılması gereken engelleri birer birer aşarak, 15 yaşında rahip okuluna başlar, 22 yaşında diyakonat (rahip yardımcısı), 25’inde rahip olur. Ancak sağlığı düzelmemiştir. Saçlarından ötürü Il Prete Rosso (Kızıl Rahip) olarak adlandırılan Antonio, eğitiminin sonuna geldiğinde, cemaate doğru düzgün hitap edemediğini bilir. Ayinler esnasında davranışları da gariptir, aklına gelen müziği kağıda dökmek için ayini terkeder, vaaz verirken öksürük krizine girer, bir süre ortadan kaybolur, geri döndüğünde yeniden öksürük krizi…  Üstleri artık dayanamaz, engizisyon mahkemesinde yargılanır, astım hastalığını bahane eder, ayin yönetmesi yasaklanır.

95C483D6-FA70-4431-A914-66AD84D49628
Pio Ospedale della Pietà

Antonio, belki de o an rahatlamıştır. Müziğe olan yeteneğinin farkındadır, zaten babası da öyle söylemektedir (1). Müziğin çok önemli olduğu Venedik’te, bu yetenek insanlara pek çok kapı açabilir. Öylesine dikkat çeker ki, pek çok müzisyenin hayali olan genç ve yetim kızların öğrenim gördüğü Pieta Yetimhanesinde keman öğretmenliğine başlar, 25 yaşındadır (2). Rahibeler gibi kapalı bir hayat yaşayan genç kızların en başarılıları, enstrüman öğrenip ciddi bir şan eğitimi görmektedirler.

Bir gözlemci, Venedik’teki en iyi müziğin yetimhanelerde icra edildiğini, en sık gittiği, en başarılı ve en eğlenceli yetimhanenin Pieta olduğunu yazar (3). Okul orkestrasıyla verdikleri konserlerle ünü arttıkça artar. Kompozisyon çalışmalarına bu dönemde iyice ağırlık verir. İstediği gibi prova yapabilmektedir, orkestra için para ve mekan sorunu yoktur. Çok iyi seviyede müzisyenin elinin altında bulunması, bu işi bilinçli olarak seçtiğini düşündürmektedir.

Öte yandan okul yönetimi, ondan daha iyi bir işbirlikçi hayal edemez. Arada sırada devamsızlıkları yüzünden uyarılsa da konumu ve maaşı yavaş yavaş yükselir. 1705’te ilk opusu Venedik’in en ünlü yayıncısı Giuseppe Sala tarafından basılır. İki keman ve basso continuo (sürekli bas) için yazdığı  Sonates da Camera a tre Corelli etkisindedir.

Kemancı olarak olağanüstü yetenekleri seyircileri büyüler. 28 yaşındayken, bir şehir rehberinde babasıyla birlikte “şehrin en iyi kemancıları” olarak nitelendirilir.

 

Konçerto Ustası

Günümüzde konser salonlarında icra edilen konçerto yüzde yüz İtalyan icadıdır. Mucitleri Corelli ve özellikle Tartini’dir. Vivaldi, yazdığı konçertolarla bu stile gerçek kişiliğini kazandırır: Virtüözitenin gösteri amacıyla kullanımı. Keman konçertolarıyla başlayan bu yazım stili, bütün enstrümanlara yayılarak, çalgıların ve çalgıcıların teknik özellikleri ve düzeylerini baştan aşağı değiştirecektir. Konçertoların özellikle hızlı bölümlerinde Ritornello formunu kullanan ilk bestecidir. Ritornello, tüm orkestranın farklı tonlarda çaldığı kısımları, solistin teknik becerilerini göstermek için düzenli olarak kestiği yazım biçimidir. Vivaldi, solistler için kadansı ilk kulananlardandır. Birbirine zıt karakterli üç bölümlü konçertoyu kabul ettirerek, konçertonun üç yüzyıl sürecek hakimiyetini başlatır (4). Sahnenin önüne tek bir solo enstrüman yerleştirerek bin bir akrobasi ile seyircinin gözlerini kamaştırmaya hazırdır. Strauss’ların 150 yıl sonra valslerle yaptıkları gibi, oldukça mütevazi bir müzikal formu prestij objesine dönüştürür. Bach büyük saygı duyduğu Vivaldi’nin konçertolarını diğer enstrümanlar için kopyalar. Kendi konçertolarında da, Venedikli ustanın eserleri hakkında derin bilgisi olduğu görülür. Avrupa’nın bütün bestecileri, konçertonun yeni formunu benimsemek zorunda kalır. 1710-1730 yılları Antonio Vivaldi’nin zafer dönemidir.

 

Viva Vivaldi

Vivaldi’nin artan ünü ve eserlerinin elden ele dolaşması, asillerin de kapılarını açmasını sağlar. Avusturya elçisinin düzenlediği bir şenlikte imparatorun koruması altındaki kemancı Giovanni Rueta’yla müzikal düelloya girer. Düellonun sonucu bilinmiyor ama, böyle fırsatlar sadece en gözde müzisyenlere tanınmaktadır.

Aralık 1708’de dört aylığına Venedik’e tatile gelen Danimarka kralı, geldiğinin ertesi günü Pieta’da verilen konseri izler. Hayatında müzik ve genç kızlardan başka hobisi olmayan kral mutludur. Venedik’te kaldığı süre boyunca birkaç konser daha izlemiş olacak ki, Antonio Bortoli’nin basımını yaptığı Opus 2 Keman Sonatlarını krala ithaf eder.

Campo Santa Maria Formosa, Venedik, Canaletto tablosu, 1730
Campo Santa Maria Formosa, Venedik, Canaletto tablosu, 1730

1709’da Pieta’yla kontratı yenilenmez, iki yıl sonra tekrar işe alınır. Aynı yıl büyük olasılıkla Amsterdam’a çalışmalarını tanıtmak için gitmiş olmalıdır. Venedikli editör Bortoli’nin çalışmalarından memnun olmadığından, eserlerini Estienne Roger tarafından Amsterdam’da bastırmaya karar verir.

Yaylılar için 12 Konçerto L’estro Armonico Opus 3 burada basılır. Toskana dükü Ferdinand de Medicis’e adanmıştır. Konçerto Grosso’dan modern konçertoya geçişin belgesi olan bu eser müzik tarihi açısından önemlidir (5).

Vivaldi’nin, Estienne Roger gibi o zamanların en ünlü editörünü seçmesi, eserlerinin dağıtımını kolaylaştırır, ünü tüm Avrupa’ya yayılır.

1712’de, dini müzikteki ilk şaheserlerinden, son derece dokunaklı bir eser olan Stabat Mater seslendirilir, Nisi Dominus, RV 608 bestelenir.

 

Operalar

İlk opera denemesini 35 yaşındayken 1713’te yapar. Ottone in Villanın librettosunu Domenico Lalli yazmıştır. Lalli’nin asıl ismi Sebastiano Biancardi’dir, Napolili bir şairdir, boş zamanlarında üçkağıtçıdır. Napoli’de polis tarafından aranırken Venedik’e kaçmıştır. Vivaldi ile bir şekilde arkadaş olurlar, yazdıkları eser nedense Venedik’te değil de Vicence’de seslendirilir. Vivaldi Pieta yetkililerinden izin alarak babasıyla birlikte gider.

Bu operadan sonra 1739’a kadar her yıl bir veya iki olmak üzere toplam 94 opera yazdığı söylenmektedir. İsmi belirlenen opera sayısı 50’den azdır, 20 tanesinin librettosu kısmen ya da tamamen günümüze kadar gelebilmiştir, müzikleri hiçbir zaman yayınlanmamıştır.

Opera yazmaya bu kadar geç başlaması, din adamı kimliğine ters düşen davranışlarının sorgulanmasından ötürü olabilir. Ortalıkta birçok dedikodu dolaşmaktadır, Rahip olmasına rağmen pek çok kadınla görülmesi de söylentileri beslemektedir. Birden fazla tiyatroda çalıştırdığı, seyahatlerinde ona eşlik eden hastalığını tanıyan, anlayan, tedavisini bilen, akrabalarım dediği, La Pieta’nın yetim kızları dikkat çekmektedir. Venedik’teki opera ortamı gibi şüpheli insanlarla kaynayan bir çevrede iş yapmak, ahlaki olarak da güven vermemektedir. Buradaki etkinlikler o kadar popüler bir başarı elde etmiştir ki, tüm düzenbazları toplamaktadır. En yetenekli şarkıcılar biraz ün kazanınca, kaprisleri, eksantrik davranışları ve maceralarıyla manşetlere çıkmaktadırlar. Menajerlerin yöntemleri ise ”göreceli bir dürüstlüğe” sahiptir. Dahi ve hırslı bir müzisyenin, şöhret ve başarı getirebilecek bu ortamdan uzak durabilmesi neredeyse imkansızdır.

venezia-carnevale
Venedik Karnavalı

Vivaldi kendisini olağanüstü bir varlık olarak tanıtmayı da sever. Konçertolarında solist olarak çalmak ona özel bir hava verir, zaten konçertoyu da kendisi için icat etmiş değil midir?

Bilgisinin boyutu, besteleme hızı, samimi olduğu kral-kraliçe-imparator sayısı (ona göre 9), yazdığı eser sayısı… Rakamları çoğunlukla aşırı abartır: Yüzlerce opera bestelediğini iddia eder. Bilgi dağarcığı konusunda bir referans olarak gösterildiğinde bunu takdir eder, “o her şeyi bilir” denmesi hoşuna gider.

Kariyerinin zirvesinde, yüksek pozisyonlarda ve ihtişamlı bir hayat yaşadığı doğrudur. Mantova şehrinde kapellmeister (müzik direktörü) olduğunda 40 yaşında, Lorraine dükünün sarayında aynı göreve geldiğinde 57 yaşındadır. Avusturya imparatoru kendisine birçok kez hayranlığını ve saygısını göstermiştir; onu kollar, davet edip mücevherler ve para verir.

Sahne ışıklarının devamlı üzerinde olmasını istemesinin bir bedeli de olacaktır. Venedik’in bu ihtişamlı çocuğuyla ilgili olumsuz görüşler sayısızdır. Müzik tarihi boyunca da tartışmalı bir kimliğe sahiptir. Kimileri aynı konçertoyu 500 kez bestelediğini iddia eder (Stravinsky), kimileri onun zayıf bir besteci olduğunu düşünür, kimileri kemancılığını beğenir ama yapay bulur, en sertleri de eserlerinde belli bir rutinden ve şarlatanlıktan başka birşey olmadığını savunur.

1714 sonbaharında ikinci operası Orlando finto pazzo seslendirilir. Notanın üzerine şu notu düşer: “Eğer bu eser beğenilmezse bir daha müzik yazmayacağım.” Eserin kaderinin ne olduğunu bilmiyoruz ama beste yapmaya devam eder.

Ertesi yıl Nerone fatto Cesare seslendirilir. Venedik’te bir ziyaret için bulunan mimar ve müziksever von Uffenbach eseri üç kez izler. Kendisi için bir konçerto yazmasını ister, üç gün sonra “Hepsini sizin için yazdım” dediği on konçertoyla çıkagelir.

1716’da 12 konçertodan oluşan Opus 4 La Stravaganza eserini yayınlar. Bu eserle üç bölümlü konçertonun kesin formülü olan Allegro – Adagio / Largo – Allegro’yu (hızlı – yavaş / çok yavaş – hızlı) formülünü kalıcı olarak ilan etmiştir.

Sonraki yıllarda Arsilda, regina di Ponto ve l’Incoronazione di Dario’yu sahneye koyar. Arsilda yüzünden librettoyu yazan Lalli ile kavga eder. Eser sansüre takılınca Lalli tarafından, son dakikada yaptığı değişikliklerden ötürü suçlanır. Artık düşmanı olarak gördüğü Lalli, San Samuele ve San Giovanni Grisostomo Tiyatrolarının başına geçince hiçbir eserini programa koymaz. Vivaldi buna rağmen yılmadan La Costanza trionfante, Tieteberga ve Armida al campo d’Egitto‘yu yazar.

 

 

Yolculuklar

Eserleri Venedik dışında da ilgi görmeye başlamıştır. Librettosunu Antonio Salvi’nin yazdığı Scanderberg 1718’de Floransa’da seslendirilir. Mantova’da kendisine Maestro di Cappella di Camera unvanı verilir (6), 1718’de Teuzzone, 1719’da Tito Manlio, 1720’de La Candace operaları sahnelenir. Üç saatten fazla süren Tito Manlio’nun notasının üzerine gururlu bir şekilde “Vivaldi tarafından beş günde yazılmıştır” diye not düşer.

1720 yılının sonunda La verità in cimento ve Filippo Re di Macedonia Venedik’te sahnelenir. Ancak hakkında suçlayıcı yazılar ve karikatürler çıkmaya başlamıştır. Şehrin havası boğucu bir hale geldiğinden seyahatlerinin sayısını arttırır.  Roma’ya, prenses Borghèse’in yanına gider. Caprania Tiyatrosunda Ercole sul Termodonte eserini seslendirir.

Vivaldi_caricatureKayıtlarda bulunan maaş bordrolarına göre, 1723 -1725 yıllarında Pieta’daki derslerini, provalarını ve ayda iki beste teslim etme görevlerini aksatır. 1725’ten sonra birkaç yıl boyunca kayıtlarda görünmez.

Editörü olan Estienne Roger’nin yerine geçen damadı Michel-Charles Le Cène, 12 konçertodan oluşan Opus 8  Il Cimento dell’armonia et dell’invenzione’yi yayınlar. Bunların ilk dördü bugün Dört Mevsim olarak bilinen konçertolardır.

1726’da Dorilla in Tempe operası Venedik’te Sant’Angelo Tiyatrosunda sahnelenir. Operadaki Eudemia rolünü Pieta’da öğrencisi 16 yaşındaki Anna Giro seslendirir. Bütün şehir kızın adını Annina del Prete Rosso (kızıl rahibin küçük Anna’sı) olarak değiştirir. Anna, bestecinin sekreteri, gözde şarkıcısı, yolculuklarında refakatçisi olduğu için takılan lakabı biraz da hak eder. Genel ahlak kurallarıyla işi olmayan bestecinin evinde yaşamasa bile, aralarındaki bu garip ilişki, dedikoduları tekrar alevlendirir. Anna Giro, sesinin o kadar da parlak olmadığı bilinmesine rağmen, Vivaldi’nin 1739’a kadar yazacağı 23 operanın en azından 16’sında başrolleri söyler.

Vivaldi en verimli yıllarına girmiştir. 1726’da Venedik’te Cunegonda ve La Fede tradita e vendicata, Prag’da La Tirannia castigata, 1727’de Floransa’da Ipermestra, Venedik’te Farnace, Reggio d’Émilie’de Siroè Re di Persia, Venedik’te Orlando furiosoyu sahneler, Amsterdam’da 12 konçertoluk La Cetra’yı yayınlar.

1730-1733 yıllarında ne yaptığına dair pek bir bilgimiz yok. Avrupa seyahatine çıktığı düşünülüyor.

Ocak 1733’te tekrar kendisinden bahsedilmeye başlanır, ama bu sefer müziğinden. Aziz Pietro Orseolo’nun kalıntılarının San Marco Baziliğine nakil töreninde Laudate Dominum çalınır. Şubat ayında Ancône’de Siroé’nin yeni bir versiyonu, kasımda Sant’Angelo Tiyatrosunda Montezuma, üç ay sonra da Cenova’da en güzel operalarından L’Olimpiade seslendirilir. 1735’te, Verona karnavalında  L’Adelaide ve Il Tamerlano, Venedik San Samuele Tiyatrosunda La Griselda ve Aristide sahnelenir.

 

Düşüş

1736’da kendisine hala değer verilen Pieta’ya geri döner. Devamsızlıklarını nasıl önleyebileceğini bilemeyen Pieta, beste yapması ve her ay iki konçertonun provalarını organize etmesi için bir sözleşme imzalatır. Artık geçmişte yaptığı gibi ortadan kaybolmayacağına dair söz vermesi istenir, pek bir işe yaramayacaktır. 

Antonio Vivaldi, François Morellon la Cave tablosu, 1725
Antonio Vivaldi, François Morellon la Cave tablosu, 1725

Aynı yıl tüm hayatı boyunca kendisini yönlendiren, destek olan babasını kaybeder.

Metastase’nin librettosu Venedik’te sansüre uğrayınca, Catone in Utica’yı Verona’da sahneler. Program konusunda çıkarılan güçlükleri bir şekilde yenerek Ferrare’de opera sezonu düzenlemek ister. Venedik’i terk etmeden birkaç gün önce papanın temsilcisinin huzuruna çağrılır. Ferrare şehri kardinali tarafından şehre girmesi yasaklanmıştır. Kararın nedeni dini ayinlerde konuşmaması ve Anna Giro’yla ilişkisidir. Tüm parası ödenmiş sezonun iptali felaket olacağından kendini savunmak için mektup yazar. Ayinleri neden yapmadığını, hayatı boyunca rahip giysileriyle gezerek dinine sadık kaldığını, kadınlarla olan ilişkisininse ahlaki ve dini kurallar içerisinde olduğunu savunur. Kimse inanmadığından projeden vazgeçmek zorunda kalır.

Son birkaç yıldır Napoli opera ekolü, Vivaldi’nin kişiliğinde canlanan Venedik okuluna savaş açmıştır (7). Müziğinin beğenilmesi için verdiği ödünler yetersiz kalır, her zaman yeni şeyler peşinde olan halkın ilgisi artık başka yerdedir. Kendisi de bunun farkında olacak ki, Venedik’ten uzaklaşma ihtiyacı hisseder. Anna Giro bile şehri terketmiştir.

1740, şehirde geçirdiği son yıl olur. Gitmeden önce Prens Friedrich Christian’ın da  katıldığı son konserde,  Viola d’amore ve Lüt için Konçertosu (RV540) çalınır.

Vivaldi’yi alkışlayan ve takdir eden kent, 60 yaşındayken ondan uzaklaşır. Operaları artık beğenilmez: Yeni moda Napoliten şarkılardır. Stendhal tarafından “Avrupa müziğinin başkenti” olarak tanımlanan Napoli artık mutlak bir ölçüttür. Napoli’deki şan okulları sayılamayacak kadar çoktur, opera binası 2500 koltukla dünyanın en büyüğüdür. Müzikte güzel bir melodik çizgi istenir, virtüöz kastratolar o zamanın süper starlarıdır.

Vivaldi kendini geçmişe gömülü olarak yalnız bulur. Pieta’ya birkaç konçertosunu satmasının ardından, 1740 Mayıs ayında bir daha dönmemek üzere Venedik’ten ayrılır.

Yeni hayatını kurmak için nereyi seçtiği bilinmiyor. Anna Giro’yu bulabileceği Graz mı; arkadaşı Pisendel’in yaşadığı ve tüm şehrin kendisine hayran olduğu Dresden mi; Prag mı; imparator Karl von Habsburg’un kendisini karşılayacağı Viyana mı?

İmparatora güvenerek konser sezonunda bir eserini Theater am Kärntnertor’da sahnelemek amacıyla Viyana’ya gider, tiyatronun yakınında bir oda tutar. Şehre vardıktan kısa bir süre sonra, bütün umudunu bağladığı imparator 20 Ekim’de ölür, ulusal yas nedeniyle de operaların hepsi kapatılır. Kendisini koruyacak tek kişi ölmüş, bir gelir elde edebileceğini düşündüğü etkinlik yasaklanmıştır. Son aylarını nasıl geçirdiği bilinmiyor. 28 Haziranda 12 florin karşılığında birkaç konçertosunu Collalto isimli birine sattığını biliyoruz. 27 veya 28 Temmuz 1741’de yoksul ve yalnız olarak ölür. Stephansdom Katedralinde, muhtaçlar için yapılan cenaze töreninde şarkı söyleyen çocuklar arasında küçük Haydn’ın olduğu hayalini kurabiliriz. Gömüldüğü mezarlık bile yok edilir. İki ay sonra ölümünün duyulması, Venedik’te herhangi bir tepki uyandırmaz.

 

Unutma Beni…

Antonio Vivaldi
Antonio Vivaldi

Ölümünden sonra iki asır sürecek derin bir unutuluş başlar. Yaşamı, 20. yüzyıldan önce hiçbir ciddi biyografi yazarının ilgisini çekmediği için kötü bir şekilde belgelenmiştir. Tüm bildiğimiz; İtalya ve yurt dışındaki arşivlere, sağda solda bulunan belgelere, yazdığı birkaç not ve mektuba, tanıştığı ve sayısı oldukça az olan tanıklara dayanmaktadır. Somut örnek vermek gerekirse, kesin ölüm tarihi 1938’de, doğum tarihi ise 1962’de saptanabilmiştir. Daha önceleri varsayımlar üzerine konuşulmaktaydı. 

Yeniden keşfi birkaç aşamada gerçekleşir. Müzik çevrelerinde tanınan Johann Sebastian Bach’ın eserlerinin tümünün yayınlanması başlangıç olur. Ardından Vivaldi, Telemann, Pergolesi, Corelli, Rameau gibi tamamen unutulmuş dehalara ilgi giderek artar. 1950’lerden itibaren, 17. ve 18. yüzyılların eserleri sistematik olarak araştırılır, otantik bir şekilde çalınmaya başlar. Eski enstrümanlar yeniden inşa edilir, bunları çalma teknikleri öğrenilir. Vivaldi’nin operalarını tekrar dinleyebilmek için 1970’leri beklemek gerekecektir.

Biyografisinde hala karanlık noktalar vardır, hayatının bazı dönemleri ise tamamen belirsizdir. 2006 yılında Regensburg’da, içinde soprano için yazılmış en zor aryalardan Se lento ancora il fulmine‘nin bulunduğu ve hiç kimsenin bilmediği Argippo operası bulunur. Yolculukları ve eserleri ne kadar eksik bilinse de araştırmalar devam etmekte…


Notlar:

(1) Baba Vivaldi, 58 yaşında ölene kadar ya onunla yaşar ya da hep yakınındadır. Ölümünden 5 yıl sonra Antonio da ölür.

(2) 1346 yılında kurulan Pio Ospedale della Pietà dini bir yetimhanedir. Venedik’te bulunan dört yetimhanenin en ünlüsüdür. Müfredatı müzik ağırlıklıdır, popüler halk konserleri veren bir koro ve orkestrası da vardır.

(3) Fransız yazar, dilbilimci ve hukukçu Charles de Brosses’in, 1739’da Venedik’e seyahati sırasında aldığı notlar.

(4) Vivaldi konçertolarında önce Allegro – Andante – Allegro (canlı – yürük – canlı) bölümlerini kullanır. Birkaç yıl sonra, La Stravaganza, Op.4 ile Allegro – Adagio / Largo – Allegro’yu (hızlı – yavaş / çok yavaş – hızlı) formülünü kalıcı olarak ilan eder.

(5) Konçerto Grosso, Barok dönemde çalgı toplulukları için yazılmış en önemli müzik biçimidir. Genellikle iki keman ve bir viyolonselden oluşan solo enstrümanların (concertino) kendi aralarında veya orkestrayla diyaloğudur.

(6) İtalyanca kapellmeister, müzik direktörü.

(7) Napoliten müzik, önceleri antik kahraman karakterlerine yer verse de, sonradan eğlenceli eserler ve kastratolarla (erkek soprano) altın çağını yaşar. Söz ve müziğin derinliğinin önemi yoktur, virtüozite ve güzel şarkı söyleme üslubu (bel canto) belirleyicidir.

Kaynaklar:

Sylvie Mamy, Antonio Vivaldi, Fayard, 2011
Sophie Roughol, Antonio Vivaldi, Actes Sud, 2005
Roland de Candé, Vivaldi, Solfèges, 1994