Ana Sayfa » Franz SCHUBERT

Franz SCHUBERT

(1797 – 1828)

Franz_Schubert_by_Kriehuber_1846

 

Eğitimci veya Besteci

Franz Schubert, Viyana yakınlarında Lichtental’da, 31 Ocak 1797’de dünyaya gelir. Sadece beşi hayatta kalan on dört çocuğun on ikincisidir.

Rivayete göre ilk konserini, Napolyon’un ordularıyla savaşa giden Avusturya bandosu penceresinin altından geçerken dinlediğinde 76 günlüktür. Babasından keman, ağabeyi Ignaz’dan piano-forte (1) dersleri alır. Aile fertlerinden oluşan yaylı dörtlüsünde ağabeyleri Ignaz ve Ferdinand keman, babası viyolonsel, kendisi de viyola partilerini çalarlar.

Lichtental Kilisesinin orgcusu Michael Holzer’e kompozisyon, org ve şan üzerine temel bilgileri öğrenmesi için gönderilir. 1808’de çocuğa öğreteceği pek bir şey kalmadığını fark eden Holzer, Viyana’daki Stadtkonvikt Okulunun sınavlarına girmesi için yardımcı olur. Sınavı, Viyana Sarayı müzik direktörü Salieri başkanlığındaki jüri önünde başarıyla kazanır, hayatını değiştirecek bu prestijli ama sert okula katılır (2).

Okul orkestrasının birinci keman grubuna seçilir. Hayatında çok önemli rol oynayacak Anton Holzapfel ve özellikle de Josef von Spaun’la bu grupta tanışır. Müzik teorisi ve bestecilik çalışmalarına Wenzel Ruzicka’yla başlar, 1812’de Viyana Sarayı müzik direktörü Antonio Salieri ile devam eder. Aynı yıl annesini kaybeder.

Franz için parlak bir gelecek düşleri kuran babası notlarının düşmeye başladığını görünce endişelenir. Gerçekte Franz, tüm zamanını gizli gizli beste yapmaya harcamaktadır. On üç yaşında şarkılar, piyano parçaları, kardeşleri ve babasıyla birlikte çalmak için yaylı çalgı dörtlüleri besteler.

schubert_piano1813 yılında, soprano sesi kalınlaştığından, okula da ilgisini yitirdiğinden, babasının isteğini yerine getirerek, yardımcı öğretmenlik stajı yapmak üzere, Konvikt’ten ayrılır. Oğlunun kendisi gibi öğretmen olma kararından ve ilk missasının başarısından çok memnun olan babası, Franz’a bir piano-forte alır ve boş zamanlarında beste yapmasına izin verir. Franz, öğretmenlik sertifikasını alır ve babasının asistanı olur. 

1.57 metre boyu nedeniyle arkadaşları kendisine Schwammerl (küçük mantar) derler. Askere alınmaz. Öğrenciler üzerinde hiçbir otoritesi yoktur. Derslerde çocukları dinlemez, kafası başka yerdedir, sabırlı değildir, çabuk öfkelenir, en yaramaz veya en yeteneksizleri hırpalar. Bir öğretmende olması gereken vasıfların hiçbiri kendisinde yoktur. Öğretmenliğin verdiği sorumluluklarla uğraşırken bir yandan da beste yapmaya devam eder.

1814’te, 17 yaşında Goethe’nin bir şiiri üzerine ilk şaheseri Gretchen am Spinnrade (Gretchen çıkrık başında) liedini (3) besteler. Pek çok müzikoloğa göre romantik liedin başlangıcı olarak kabul edilen bu aşk şarkısında, arka planda durmadan tekrarlanan motif, çıkrığın hareketini betimlemektedir. Odasında çıkrık çevirerek kaderine ağıt yakan Gretchen, Faust’un öpücüğünü hatırladığında “Ach! Sein Küss!” diye haykırarak çıkrığı çevirmeyi bırakır, sonra hüzünle tekrar çevirmeye başlar.

 

Polis Devleti

Avrupa’nın siyasal haritasını ve güç dengelerini yeniden belirleyen ünlü Viyana Kongresinin yapıldığı 1814-1815 yıllarında Schubert 17-18 yaşlarındadır. Kongre sonrasında başbakan Metternich, Avusturya’da tam bir baskıcı rejim kurar. Kitaplar, tiyatro oyunları, mektuplar sansüre uğrar, seyahatler kontrollüdür. 

Viyana halkı, özellikle genç ve özgür ruhlu olanları, ilan edilen polis rejimine alışamazlar. Daha az kısıtlayıcı bir toplum hayalleriyle birahanelerde, evlerde toplanırlar, dans ederler. Schubert, yeni bestelerini arkadaşlarına dinletir, şairler şiirlerini okur. Çok özel bir ortamın olduğu bu toplantıların ismi de özeldir: Schubertiade (4).

Schubertiade, Moritz von Schwind, 1868
Schubertiade, Moritz von Schwind, 1868

Aslında müzikle ve balolarla günlük dertlerini unutmayı amaçlayan, Viyana halkının tümüdür. Halkın dörtte biri, devasa 4000 kişilik Apollo gibi salonlarda her gece dans etmektedir. Franz, valslerin, polkaların ve her türlü dansın bestecisi olarak bilinir: Orkestra ve keman için olanlar dışında sadece piyano için 400’den fazla dans müziği yazar. Eğlence düşkünü Viyana kolay dinlenir dans müziğine hayrandır. Schubert’in sadece en yakın çevresi liedleri, oda müziği eserleri ve uzun piyano parçaları sayesinde gerçek yüzünü görebilir.

1815’te, soprano Therese Grob’a delicesine aşık olur, eserlerinin sayısı da doruğa ulaşır. Sadece bu yıl 200 eser yazdığı sanılmaktadır, iki günde bir eserden fazla.

1816 yılına kadar 5 senfoni, ilk operası Des Teufels Lustschloss (Şeytanın Zevk Şatosu), 4 missa, Piyano Sonatı No.1 gibi eserleri bestelemiştir. Aynı zamanda aralarında Der Erlkönig’in bulunduğu 200’den fazla lied yazmıştır. Bir baritonun, anlatıcı, baba, oğul, Erl kralı/ölüm isimli dört farklı karakteri canlandırdığı Der Erlkönig liedinde ölüm, gece, korku, orman gibi fantastik-romantik temalar işlenir. Schubert, sanki besteci kimliğinin resmi olarak tanınmasını istercesine, notanın üzerine Opus 1 yazar.

Aynı yıl, Salieri’nin yardımıyla Laibach – Lubliyana Alman Okuluna öğretmen olmak ister, kabul edilmez. Liedleri konusunda Goethe’nin ilgisini çekme girişimi de başarısız olur.

 

Viyana’da Tek Başına

Sonunda dayanamaz; özgür olmak ve sadece beste yapmak amacıyla, kendisi için imkansız olan öğretmenlik mesleğini bırakır. Müzik tarihinde, herhangi bir enstrümanda virtüöz olmadan, sadece besteci olarak hayatını geçindirecek ilk müzisyendir. O dönemler için oldukça cesur bir karardır, henüz kimse sadece besteleriyle para kazanmaya cesaret edememiştir. Franz iyimserdir: Stadtkonvikt’te okurken birçok arkadaş edinmiştir. Kendisine yardım edeceklerini, onu ağırlayacaklarını düşünmektedir. Onların yardımıyla, birçok şarkısının ilham kaynağı olacak şiirlerin yazarı Johann Mayrhofer ve kendisi için entelektüel ve sosyal alanlarda vazgeçilmez bir önem taşıyacak şair Franz von Schober ile tanışır.

Aynı yıl 6 piyano sonatı, aralarında Matthias Claudius’un bir şiiri üzerine bestelediği kasvetli ve ürkütücü Der Tod und das Mädchen (Genç Kız ve Ölüm) ve bir balıkçının yakalamaya çalıştığı alabalığın, dere içinde yaptığı kıvrak hareketleri canlandıran Die Forelle (Alabalık) bulunduğu birçok lied yazmıştır. Arkadaş çevresi de zenginleşmektedir. Viyana Operası solisti Johann Michael Vogl ve ilk eserlerinin basılmasına, konserlerde seslendirilmesine yardım edecek Sonnleithner ailesiyle tanışır. 

 

Anti-kahraman

Operayı çok erken yaşlarda keşfeder. Joseph Weigl’in eseri Die Schweizer Familie’i görmek için arkadaşı Joseph von Spaun’la operaya gittiğinde henüz on dört yaşındadır. Gluck’un Iphigénie en Tauride’ini keşfetmesi de onu çok etkiler. On yedi yaşında, Beethoven’in Fidelio’sunu izleyebilmek için birkaç ders kitabı satmakta tereddüt etmez. Büyülenmiş bir şekilde, Gluck veya Weber gibi bir opera yazmanın, ünlü olmanın tek yolu olduğunu düşünür ve bir tane bestelemek için çalışır. Yaklaşık yirmi deney birbirini takip eder, genellikle yarım bırakılır, nadiren temsil edilir, onlar da asla eleştirmenlerin ve halkın zevkine uymaz.

Viyana izleyicileri İtalyan tarzı operayı sever, solistler sesleriyle akrobatik cambazlık yaparlar, melodiler hoştur, dinlemesi kolaydır. Moda Rossini’dir. Beethoven bile bunalmış bir şekilde beyan eder: ”Evet, evet, Viyana, işte böyle! Rossini ve arkadaşları bunlar bizim kahramanlarımız! Artık benden hiçbir şey istemiyorsunuz… Rossini, Rossini über alles.’’

 

Kriz Dönemi

Parasızlıktan 1818’de Macar Kontu Esterhazy’nin kızlarına ders vermeyi kabul eder, kont ve ailesiyle Macaristan’a gider. Bu dönemde yazdığı, Dört El için Piyano Sonatı No.1 ve bir Fransız Şarkısı Üzerine Sekiz Varyasyon, 1822’de Opus 10 numarasıyla basılan ilk enstrümantal eseri olacaktır.

Bir yıl sonra, Vogl ile birlikte Viyana yakınındaki Styer kasabasına gittiğinde piyano ve yaylı dörtlü için Forellenquintett‘i (Alabalık Beşlisi) besteler. Schubert, o güne kadar yazdığı eserleri, kullandığı modelleri sorgulamaya başlar. Lazarus Oratoryosu, Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No.12, Sekizinci Senfoni gibi eserleri yarım bırakır. Liedlerinde Novalis, Schlegel gibi romantik şairlerin şiirlerini kullanmaya öncelik verir.

Aynı yıllarda sahne müziği denemelerine girişir: Alfonso und Estrella, Fierrabras, Die Verschworenen operaları, opera dünyasındaki entrikalardan dolayı sahneye bile konulmazlar. Rosamunde sahne müziği ise 20 aralık 1820’de sahnelenir. Müziği çok beğenilse de metin o kadar zayıftır ki ikinci temsilden sonra iptal edilir.

Schubertiade, Moritz von Schwind
Schubertiade, Moritz von Schwind

Sürekli arkadaşlarının arasına saklanan, sahneye tek başına çıkamayan biri, opera için bir besteci olabilir mi? Franz, nazik, utangaç, hırstan yoksundur. Zwillingisbrüder eserinin temsili sonrasında, giyiminin kötü olduğu bahanesiyle, yerine bariton Vogl’ın selam vermesini tercih eder. Opera bestecileri ve hayat verdikleri iddialı, inatçı, gururlu kahramanlar onun mizacının tam tersidir. Bazılarının “ayyaş at arabacısı” veya “Avusturya köylüsü”ne’ benzettiği fiziksel görünüşü, başarılı olmasının önündeki bir başka engeldir. Kısa hayatı boyunca, günlük yaşamını iyileştirebilecek her türlü fırsatı kaçırır, “sefil bakkallar” dediği editörleriyle kavga eder. Weber’in yazdığı Euryante operasını eleştirerek, kendisine opera konusunda tavsiye ve destek sağlayabilecek bu değerli meslektaşıyla arasını açar.

Sürekli hayal dünyasındadır, ilk eserlerini yayınlamak için arkadaşlarının para toplamalarını bekler ve günlük ritmine sadık kalır: Sabah beste, öğlen kahve, akşam eğlence. Bu pasiflik onun piyano çalışmalarını, eğitimini sonuna kadar götürmesini ve hala yaşı uygunken bir virtüöz olmasını önler. Oysa ki Viyana virtüözleri sever. Kendi eserlerini çalabilmek için basitleştirmek zorunda kalır.

 

Son Yıllar

Franz, müzik tarihindeki en üretken bestecilerden biri olduğu için şanslıdır. Schubert’in öldüğü yaşta Beethoven, ilk dörtlülerini ve 1. Senfonisini bestelerken, kendisi 600 lied de dahil olmak üzere yaklaşık 1.000 eser yazmıştır.

1822’de, 25 yaşındayken hayatı aniden kabusa döner: O zamanlar çaresi olmayan frengiye yakalanmıştır. İlkbahar 1823’te bir süreliğine hastaneye kaldırılır, saçları dökülür ve beş yıl boyunca, kimi iyileşme dönemleri hariç, yavaş yavaş çöker. Yine de içinde bulduğu ateşle yeni bir şaheserler dönemine girer.

Liszt’in Si minör Sonatına ilham kaynağı olan, bir temanın birbirine bağlanan beş bölümle dönüşümüne tanık olduğumuz Wanderer Fantezisini tamamlar. Eseri zorluğundan ötürü çalamadığı için “cehenneme kadar yolu var” der. Aynı yıl yazdığı yirmi şarkıdan oluşan Die schöne Müllerin, lied tarihinde yeni bir sayfa açar. Şair Wilhelm Müller’in yazdığı, bir dere kenarında gezinirken karşılaştığı değirmencinin kızına tutulan, ancak kızın avcıyı sevdiğini görünce yıkılan bir gencin trajik hikayesini, nadir bir duyarlılıkla müziğe döker. Eserin yeniliği, birbirinden bağımsız olan şiirlerin sıralı olarak söylendiğinde ortaya çıkan hikayedir. Yirmi liede bölünen hikaye, metinde anlatılan farklı duyguların daha iyi kavranmasına ve bu duyguların tamamen müzikal terimlerle anlatılmasına olanak sağlamaktadır.

Operalarının başarısızlığı ve hastalığının neden olduğu ruh haliyle, liedlerinde, romantik şairlerin yerini kötümser ve kadere boyun eğen Seidl, Schulze, Heinrich Heine gibi isimler alır. Mart 1824’te Leopold Kupelweiser’a şöyle yazar: “Özetle, dünyanın en mutsuz ve sefil yaratığı gibi hissediyorum. Sağlığı bir daha asla normal olmayacak bir adam hayal edin, […] en parlak umutları yok olan, sevginin ve dostluğun tam ortasındayken, mutluluğu korkunç bir acıya dönüşen bir adam hayal edin.”

Pek fazla lied yazmaz ancak, nefesli ve yaylılar için sekizli, Rosamunde Yaylı Dörtlüsü No.13, Genç Kız ve Ölüm Yaylı Dörtlüsü No.14 ve Arpeggione eserlerini besteler. Yine bu günlerde herhalde güneşin batışını en iyi anlatan şarkı olan Im Abendrot’u yazar.

Mayıs 1824’te Esterhazy ailesinin Zseliz’teki malikanelerine davet edilir. Burada dört el piyano için Grand Duo’yu ve üçüncü bölümünü Esterhazy ailesinin söylediği bir melodiden uyarladığı olağanüstü Divertissement à la Hongroise‘i besteler. Aynı yılın sonunda ressam Moritz von Schwind ile iyice yakınlaşırlar, ilkbaharda da birlikte ev tutarlar. Şarkılarına hayran olan Sophie Müller’le tanışması kadın sesi için yazılan en güzel liedlerden biri olan Die junge Nonne’yi bestelemesini sağlayacaktır.

Ressam Wilhelm August Rieder’in yaptığı portre, Schubert’e en çok benzeyen portre olarak tanınmaktadır (1825)

1825 yılının yaz aylarında Vogl’la tatile çıkarlar. Viyana’ya döndüklerinde Piyano Sonatı No.16 ve 17’yi tamamlamıştır. Walter Scott’un şiirleri üzerine yazdığı yedi şarkıdan oluşan Das Fräulein vom See liedlerinin altıncısı, aslında din ile hiç alakası olmayan Ave Maria olarak bilinmektedir.  Sonraki yıl ise Yaylı Çalgılar Dörtlüsü No.15 ve Piyano Sonatı No.18’i besteler. Schubertiad arkadaşları yaylı dörtlüsü ve piyano sonatını anlamazlar, şüpheyle yaklaşırlar. Yine de, piyano ve yaylılar için Si bemol majör ve Mi bemol majör Triolarını besteler.

Birkaç eserinin basılmasına rağmen para sıkıntısı devem etmektedir. Nisan 1826’da, Salieri’den boşalan saray orkestrasının ikinci şefi olabilmek için imparator II. Franz’a mektup yazar. Kendisinin yerine, başvuru bile yapmayan saray tiyatrosu şefi atanır.

Şubat 1827’de, daha önce yirmi şarkılık bir seri yazdığı Die schöne Müllerin eserinin şairi Wilhelm Müller’in 12 yeni şiirini okur. Winterreise (Kış Yolcuğu) isimli şiirlerde, Schubert’in kendisiyle özdeşleştireceği, sevdiği tarafından aldatılan, kışın ortasında yalnız başına gezinen, toplumdan soyutlanmış, ızdırap ve özlemle eski günlerini anımsayan bir kişinin monoluğu yer almaktadır. Eylül ayında, aynı serinin 12 yeni şiiri eline geçer. 24 şarkıdan oluşan Winterreise, müzik tarihinin en derin, sarsıcı, başarılı ve parlak lied serisidir.

30 yaşında ve yaşamının sonunda olan Schubert, her zamanki gibi Beethoven’in etkisi altındadır. 29 Mart 1827’de Beethoven’in tabutunu takip eden 36 meşale taşıyıcısı arasındadır. Aynı şehirde yaşamalarına rağmen hiçbir zaman onunla tanışmaya cesaret edemediği söylenir. Kesin olan şudur ki; ölüm yatağındaki Beethoven, Schubert’in birkaç liedini gördüğünde coşkuya kapılmıştır.

Schubertiade, Julius Schmid
Schubertiade, Julius Schmid

Schubert, arkadaş çevresine rağmen, Müller’in şiirlerindeki karakter kadar yalnızdır. Hayatı yakında sona erecektir, evlenmemiştir, operada herhangi bir başarısı yoktur, gerçek çalışmaları halk tarafından bilinmemektedir, eserleri çok az yayınlanmıştır ve gittikçe yanlış anlaşılmaktadır…

Yaşamının sonundaki oda müziği eserleri şaşırtıcı bir derinliğe sahiptir. Hissedilen, keşfedilen yeni dil, arkadaşlarında ve dinleyicilerde huzursuzluğa, anlaşılmamaya, hatta kızgınlığa sebep olur. Sıklıkla hissettiği perişan durumuna çok fazla önem vermez.

1828’de, geçmiş yıllarda ders verirken platonik bir aşkla bağlandığı kontes Karoline Esterhazy’le tekrar iletişime geçer. Bunun sonucu, eserin başında duyulan etkileyici ve duygusal melodinin insanı mest ettiği dört el piyano için yazılmış  Fa minör Fantezi adlı şaheserdir. Schubertiade akşamlarının birinde Heine’nin Reisebilder  (Seyahat Tabloları) adlı şiirlerine denk gelir. Seidl ve Relstab’ın şiirlerini de ekleyerek Schwanengesang (Kuğunun Şarkısı) başlığıyla besteler. Bu şarkılardan Ständchen, sessizliği, aşk acısını anlatan, insanın kalbini bir anda ele geçiren olağanüstü melodisiyle bilinir.

Ölümünden kısa bir süre önce kendisine ödünç verilen Handel’in eserlerinin keşfi onu heyecanlandırır. Sağlığının düzeldiği nadir günlerden birinde, müzikte ifade etmek istediklerinin formatını daha iyi kontrol etmek için kontrpuan dersleri almaya karar verir. Saray orgcusu Simon Sechter’e: “Şimdi neyi kaçırdığımı görüyorum; kayıp zamanı telafi etmek için sizinle çalışmak istiyorum” der.  Sadece bir ders alabilir, iyice güçten düşer, kardeşi tedavi etmek için evine götürür. Kendisini odasına götürmesini istediği ağabeyi Ferdinand zaten odasında olduğunu söyleyince “Hayır, bu doğru değil: Beethoven burada yatmıyor” der.

Ölümünün frengiden mi, yediği balıktan mı veya tifüsten mi olduğu bilinmiyor. İnsanlar müziğini tanımak için 19. yüzyılın sonunu bekleyecektir. Bazı tanıklara göre, ölüm döşeğinde Beethoven’in 14. Yaylı Çalgılar Dörtlüsü çalınır (5).

 

Lied: Ruhun Yansıması

Schubert, lied yazmaya başladıktan sonra dinleyicileri öylesine etkiler ki, diğer tüm besteciler geri planda kalır. Mozart ve Gluck çok az sayıda bestelemiştir, Beethoven birkaç tane yazar ve An die Ferne Geliebte adı altında bir araya getirir. Ancak bunlar, Schubert’in 600 küsür liedine kıyasla küçük bir katkıdır. Seçtiği şiirleri kelime kelime çevirmektense, piyanoyla bir renk, atmosfer yaratmayı, metne sadık kalmasa bile sesin en etkileyici şekliyle akmasına izin vermeyi tercih eder. Sağlam bir dostluğa sahip olduğu büyük bariton Vogl ile tanışması işini kolaylaştırır. Liedlerin çoğunu halka onunla sunar.

Goethe’nin 70 şiirinden sonra, 45 şiirle Wilhelm Müller, 42 şiirle Schiller gelir. Metastase, Shakespeare, Novalis, Petrarch, Rückert, Walter Scott, arkadaşları Grillparzer ve Mayrhofer… Schubert’e ilham veren şairlerin tümünü listelemek imkansız gibi görünmektedir. Liedlerini katı bir formda kurgulamaz; kimi çok kısa, kimi de yarım saate yakındır. Seçilen şiiri sanki kendisi yazmış gibi benimser, cümle yapısıyla, ritimleriyle, tınılarıyla ele alır. Grillparzer “Şiire ses, müziğe dil verir” der.

Liedleri, Schubert’in adını geniş kesimlere yaysa da, onun diğer müzik türlerindeki başarılarını gözardı etmek haksızlık olacaktır.

Schubert Piyanoda, Gustav Klimt, 1899
Schubert Piyanoda, Gustav Klimt, 1899

Sekizinci “Bitmemiş” Senfoni ve Do majör “Büyük” Senfonisinde, özellikle bakır çalgılara verdiği önem, armonileri kullanış tarzı, melodileri işleyiş şekli Schubert’i gelmiş geçmiş en büyük senfonicilerden biri yapmaya yeterlidir.

Tüm oda müziği yapıtları, şaşırtıcı bir anlatım esnekliğiyle, sanki bir şarkı yazarcasına, her bir ölçüye, her bir temaya hayat veren bir lirizm patlamasıdır. Müziğin her bir notasında, melankoli ve neşe, muziplik ve şefkat, elbette her yere kokusu sinmiş ölüm düşüncesi iç içe geçer.

Schubert’in piyano eserleri –Wanderer dışında- virtüoz eserler değildir. Ancak ilginç bir şekilde armonisi Beethoven’den daha zengin, tınısı daha orkestraldır. Piyano sanatçılarına sınırsızca kullanabilecekleri modülasyonlar, renk paletleri, istedikleri ortamı yaratabilecekleri şiirsel bir nota alfabesi verir. Chopin, kendi besteleri Prelude ve Nocturne’leri, öğrencilerine de öğrettiği Impromptus ve Moments Musicaux’dan esinlenerek yazmıştır.

 

“Wanderer”

Klasik müzik olarak kullandığımız terim, temelini Haydn’ın attığı ve genelde rasyonel düşüncelerle, belli kalıplara uyularak bestelenen müziğin teorisidir. Schubert, kökeni klasik müziğe dayanan bir dünyada doğmuştur. Friedrich Schlegel ve kardeşi filozof August Wilhelm gibi Romantizmin tanımını yapmış kişiliklerle yakınlaşması, sanata ve şiire bakışı üzerinde büyük etki yaparak, Novalis, Hölderlin gibi “lanetlenmiş” şairlere ilgi duymasını sağlayacaktır.

Mozart, Weber, Mendelssohn, Schumann, Brahms ya da Liszt’e nazaran en az seyahat eden kendisidir. Hatta Kont Esterházy ve ailesi ile iki kez gittiği Zseliz’i ve bir-iki kere yakın yerlere yaptığı gezileri saymazsak Viyana dışına bile çıkmamıştır. Oysa ki yolculuk temasını en çok işleyen bestecidir. Wanderer, Almanca’da bir yerden bir yere yürüyerek giden, biraz da aylak bir kişidir. 1816’dan öldüğü yıl 1828’e kadar Wanderer kelimesi ve teması, liedlerinde, çalgısal eserlerinde kullanılacak, gerçek hayattan kaçınılan bir sığınak olacaktır.

Schubert, romantik bir kahraman olarak umutsuzca gezinen, boş daireler çizen bir Wanderer izlenimi vermektedir, gerçekte yolculuklarını kendi benliğinde yapar. 

Ne de olsa Winterreis şöyle başlar: “Bir yabancı olarak geldim, bir yabancı olarak gidiyorum.”
Belki de, yalnızlık, var olmanın ağırlığı, iletişimin imkansızlığı hakkında bizlere birşeyler söylemeye çalışmaktadır.

 


Notlar:

(1) Klavsenden sonra, modern piyanodan önce gelen enstrüman.

(2) Stadtkonvikt Okulu, kendilerini eğitime adamış dini bir cemaat tarafından yönetilir. Öğrenciler temel bilgiler, piyano ve keman öğrenirler. Stadtkonvikt Orkestrası her akşam prova yapar.

(3) Lied (Almanca), çoğulu lieder. Piyano eşliğinde Almanca söylenen şiirler.

(4) Toplantıların bazıları büyük aktör von Spaun’un evinde gerçekleşir. Schubert, daha sonra müziğe uyarladığı çok sayıda şiiri bu evde bulduğu kitaplardan keşfeder.

(5) Viyana’daki Währing mezarlığında Beethoven’in yanına gömülür. 21 yaşında yazdığı Bir Fransız Şarkısı Üzerine Varyasyonları Beethoven’e adar.

 

Kaynaklar:

Brigitte Massin, Franz Schubert, Fayard, 1993
Philippe Cassard, Franz Schubert, Actes Sud, 2008